Çarşamba, Nisan 24, 2013



Yoğunluktan da yorgunluktan da ölüyorum!

Bu kadar ödev olur mu? Her hafta en az bir sınav olur mu? Bırakın hobilerimiz, işlerimiz olsun. Sevdiğimiz şeyleri yapabilelim, bu dönem bütün derslerim çok abartılı. Bu kadarı hakikaten olmaz yani!!!

Ayrıca "ölüyorum" kelimesini sürekli kullanıyorum. Çok yakın zamanda bu kelimenin gerçek hayata uyarlanışını yaşadım ve sanırım benim de içimden bir parça öldü onunla birlikte. Sürekli dilimde, aklımda, kalbimde.

Sevdiklerimin daha fazla kıymetini biliyorum. Bu deneyimin bana öğrettiği açık, net... Onlar yanımızdayken sıkı sıkıya sarılalım, çünkü gidince bir daha sarılamıyorsunuz. Konuşamıyorsunuz.



Perşembe, Nisan 04, 2013

Konuşmak üzerine...


Hani birisi içeri girer, kendini anlatır. Yaşadığı anıları anlatır. Kendi tarzını anlatır. Lider gibi görünür gerçekten. Konuları öyle bir birbirine bağlar ki, nerden konuşmaya başladığını unutup çoktan ana mevzuyu anlamışsınızdır. Ve genelde çok konuşur. Ama kapıdan çıkıp gittiğinde o kişiyi çok iyi anlar, ona saygı duyar ve çevrenizde olmasını istersiniz o andan itibaren. Konuşmasıyla hayran bırakır sizi kendine.

Ben o kişi değilim. :)

Ben konuşmaktan çok yalnızlığa bürünen kendi içinde bi şeyler yaşayıp duran çok hayalperest bir kızım. Konuşamam bildiğin. Derdimi bile anlatamam bazen. Böyleyim.

Fakat şunu biliyorum ki, eğer bir şeyi iyi öğrenir ve iyi uygularsan o konuda anlatacak çok şeyin olur.

Ben insan ilişkilerini iyi anlayıp, iyi uygulayamam pek. İnsanlarla konuşamamamı buna bağlıyorum kısaca.

"Kısaca" en sevdiğim sözcük.