Salı, Kasım 13, 2012
Win!
Bugün kısaca Windows 8 ve Windows 8 için uygulama geliştirmekten bahsedeceğim.
Windows logo değişikliği gibi tasarımda büyük yeniliklere imza atmışken, daha da büyük bir yenilik yaptı ve bilgisayardaki ekran görünümünü tamamen değiştirdi. Windows 8'le birlikte alışık olunanın dışına çıktı.
Windows 8'in en güzel ve yeni tarafı Metro arayüzü dediğimiz yenilik. Daha çok tabletler için tasarlanmış gibi dursa da bilgisayarı açınca eğlenceli, renkli ve basit görünümlü bir tasarımla karşılaşıyorsunuz.
Metro arayüzünü yüklediğiniz uygulamarın ve birçok yere ulaştığınız kutucukların olduğu renkli bir liste gibi düşünebilirsiniz. Eski masaüstü görünümünün de birazcık değişikliğe uğramış haline bu kutucuklardan biri yoluyla ulaşabiliyorsunuz. Örneğin bilgisayarınıza bir bilgisayar oyunu yüklerseniz, oyun kısayolu yine masaüstünüzde olacak, oradan ulaşacaksınız.
Windows Phone'da olduğu gibi bilgisayarınıza uygulamalar yükleyebileceğiniz Market var, üstteki resimde gördüğünüz yeşil kutucuk market uygulamasına götürüyor sizi. Bilgisayarınıza ihtiyacınız olan, veya olmayan sadece eğlence amaçlı uygulamalar, oyunlar yükleyebiliyorsunuz. Mail hesabınızla (live olması gerekiyor) senkronize çalışan bir işletim sistemi. Yine üstteki resimde gördüğünüz en sol ve yukarıdaki kutucukta mail hesabınıza gelen mailler özet şeklinde görüntüleniyor.
Eğer uygulama geliştirmeyle ilgileniyorsanız, Windows 8 için nasıl uygulama geliştireceğinize bir göz atabilirsiniz. Bunun için Visual Studio 2012- Express for Windows 8 indirerek yeni uygulamalar geliştirip markete koyabilirsiniz. Markette size ait ve belki de binlerce indirilecek bir uygulamanız olabilir.
Daha fazla ilgilenirseniz veya sorunuz olursa benimle iletişime geçebilirsiniz.
Görüşürüz :)
Salı, Kasım 06, 2012
Bir Başlangıç
Bu yazdığım yazının başlığı gördüğünüz üzere: Bir Başlangıç. Başta elim klavyeye gitti ve "Yeni bir başlangıç" yazdım. Sonra baktım, başlangıçlar yeni olur zaten hep yenidir. Yeni bir heyecandır, yeni bir adımdır, yeni bir değişimdir, yeni bir "yeni"dir bizim için.
Bu sene üniversitede ikinci sınıf öğrencisi olan ben, hayatımda hiç yaşamadığım kadar yoğun bir temponun içinde buldum kendimi. Yoğun bir tempo ama seviyorum içinde olmayı. Derslerimi sevdim, özel hayatımı sevdim, kendimi sevdim, yaptıklarımı ve çabamı sevdim. Bu yıla böyle güzel başladık derken daha da güzel bir haber geldi benim için. Ve bu bir "başlangıç"ın haberiydi.
Pazartesi, Eylül 24, 2012
Bodrum Bodrum
Nasıl anlatsam, nerden başlasam ?
Duygu... Biraz duygu, bütün isteğim buydu.
Biraz deniz, biraz uyku.
Bütün isteğim buydu.
Bir zamanlar aşık olmuştum.
Cuma, Ağustos 31, 2012
İnsanlar hep potansiyellerini gerçek anlamda ortaya çıkaramadığından yakınıp durur.
"Aslında sınavlarım iyiydi, LYS'de heyecan yaptım yoksa daha iyi bi yerdeydim."
"Hiç çalışmadım, yoksa ben çok zekiyim."
"Hep şanssızlık oldu, şu an o yüzden mesleğimi yapmıyorum. Şansım biraz daha iyi gitseydi..?"
"Ah şimdiki aklım olsa.."
Çok sıkıcı bunlar. Hı hı ergen tavırlar içerisine girdim. Ama ciddiyim, zaman böyle geçmiyor ve bir potansiyel varsa bu asla kaybolmaz. Şansınızı da kendiniz yaratın. Yeni yetme bir mühendis adayından kötü tavsiyeler, işe yaramaz tavsiyeler olabilir. Hangi hayatı yaşamak istiyorsanız yarın uyanınca kafanızı değiştirin ve yeni hayatınıza başlayın. Potansiyel varsa kaybolmaz, yoksa yaratın.
Şikayet etmeyi bırakıp elinizdekilerden maksimum kazancı elde edin. Tabii istiyorsanız bunu.
Peki, neden Monsters filminin bir karesini koydum? Çünkü izlediğim en güzel animasyondu son zamanlarda ve bayıldım! :D
P.S: Robotlar da çok güzel.
Çarşamba, Ağustos 08, 2012
Kitaplar / Alıntılar
Şu sıralar okuduğum kitaptan dolayı psikolojiye olan merakım bir kez daha nüksetti. Ayrıca şu an yanlış bir meslek seçtiğimi düşünüyor olsam, seçmem gerektiğine inandığım bilim psikoloji olacaktı.
Kitap duygusal zeka hakkında. Yalın bir dille, tarih içerisinde sayısal zekanın insanı açıklamakta nasıl yetersiz kaldığından ve duygusal zekanın kendini ortaya çıkardığından bahsediyor. Beni böyle kitaplar okumaya yönelten, biraz da sosyal anlamda beceriksizliğimdir.
İlgimi çeken iki paragrafı alıntılayacağım.
" (Bebeklikten bahsediyor.) ... Bu ilk duygusal anılar bebeğin yaşadıklarını henüz dile getiremediği bir dönemde yerleştikleri için, ileride çağrıştırıldıklarında bize hakim olan tepkiyi ifade edecek geçmiştekine benzeyen bir düşünce kümesi yoktur. Duygusal patlamalarımızın bizi o kadar şaşırtabilmesinin bir nedeni de, çoğu zaman, her şeyin karmakarışık olduğu ve olayları anlayabilmemizi sağlayacak sözcüklerden henüz yoksun olduğumuz erken bir dönemden kaynaklanmalarıdır. O karmaşık duygulara sahip olabiliriz, ama onları oluşturan anıları ifade edecek sözcüklerimiz yoktur. "
Bu paragraf bi türlü doğru ifadeyi bulamadığımız, dilimizin tutulduğu anların belki de bebekliğimizden geliyor oluşundan bahsediyor. Oldukça ilgimi çeken bir şeydi.
" İnsanlığımız en çok duygularımızdan belli olur; Data (Star Trek karakteri :D ) çok önemli bir eksiklik olduğunun bilinciyle, hissetmeye çalışır. Arkadaşlık, sadakat arayışındadır, tıpkı Oz Ülkesinin Büyücüsü'ndeki Teneke Adam gibi, onun da kalbi yoktur. Duyguların getirdiği şiirsellikten yoksun olan Data, mükemmel bir teknikle müzik parçaları çalabilmekte, şiir yazabilmektedir, ancak bunların tutkusunu hissedemez. "
Pazar, Temmuz 22, 2012
Yürüyorum. Bu yokuşu ve bu yokuşta yalnız yürümeyi severim. Kalabalık şehrimi izlerken, işte ben bir başımayım bu yokuştan inerken. Yolun iki yanında beyaz parlak yıldızlar var. Işıklar evlere, caddelere sığmayıp gecenin ortasında güneş gibi parlıyor. Gözlerimi kapatıp taze kırmızı narların kokusunu duyuyorum. İçimi dolduran, çocukluğu anımsatan nefis bir kokudur bu.
İleride, yolun hemen aşağısında birer karaltı halinde gördüğüm evler arkalarına ay ışığını almış uyumaya hazırlanıyorlar.
Bu yokuştan inince karşılaşacağınız evler benim şehrimin en sakin evleridir. Genellikle orta halli, iki çoçuklu ailelerle emektar yaşlılarımız otururlar. Benim sevdiğim yokuş bitince, bu evlerle tanışıp yola devam edin.
Biraz yürüyün. Hemen beş dakika önceki karanlık evlerin sessizliğini hatırlayıp şaşıracaksınız, bu sokaktaki müzik seslerini duyunca.
Bilin ki bu benim şehrimin sesleridir. Bilin ki, bu benim şehrimin sessizliğidir.
Bir kadın sesi bir şeyler anlatıyor keman eşliğinde.
Belki de genç ve aşık bir kadın, siyah saçlı kırmızı elbiseli bir kadın.
Kaşları ince, boyanmış yüzü.
Ellerini açıyor, güzel sesi yükseldikçe sokağın nar kokan havasında.
Biraz daha ilerliyorum. Kadın sesi yine duyulmaz oluyor. Üstelik bu defa nar kokusu da yok. Şehrimin uzak sarı ışıkları kalıyor geriye.
Bakıyoruz birbirimize.
Pazar, Temmuz 15, 2012
Cumartesi, Temmuz 14, 2012
Endüstri Mühendisliği hakkında
"Endüstri Mühendisliği insan, malzeme, makina ve enerjinin entegre olduğu sistemlerin tasarımı, iyileştirilmesi ve kurulumu ile ilgilenir. Bu tür sistemlerden elde edilecek olan sonuçların belirlenmesi, tahmin edilmesi ve değerlendirilmesi için matematik, fizik ve sosyal bilimlerin özelleşmiş bilgileriyle mühendislik analiz ve tasarımının ilkeleri ve metotlarını bir arada kullanır. "
American Institute of Industrial Engineers
"Endüstri mühendisliği diğer mühendislik dallarından farklı bir yapıya ve düşünce sistemine sahiptir. En önemli fark endüstri mühendisliğinin parçayı değil bütünü gözönüne alarak çalışması, sistemin bütünüyle ilgilenmesidir. İkinci önemli fark ise her türlü uygulamada insan faktörünü dikkate almasıdır. Bu sebeplerden dolayı temel doğa bilimleriyle olan ilişkisinin yanında sosyal bilimlerle de iç içedir."
WikipediaCuma, Temmuz 06, 2012
Neler demişler ?
" Çok karmaşık ve gürültülü bir dünyadayız. Hatırlanma şansınız yok gibi. Bu yüzden kim olduğunuz ve ne yaptığınızla ilgili çok net olmalısınız. Başkasının ne söylediği pek önemli değil, aldırmayın. Esasında sizin kendinizle ilgili ne söylediğiniz önemli. "
Wally Olins
Pazar, Haziran 24, 2012
Tam bir "Neler yapıyorum ben?" yazısı
Bir korunma stratejisi olarak para iade garantisi hakkında bir yazı yazmayı düşünüyordum, ta ki bilgisayarı açıp o yazıların beni bu saatte ne kadar sıktığını fark edene kadar :)
Biraz da hayattan bahsedelim.
Pazartesi, Mayıs 21, 2012
Yandex
Yandex Türk arama motoru izlenimi yarattı, hepimiz heyecanlandık :D Sonra öyle olmadığını öğrendik. Aslında Rusya'nın yarısı bu arama motorunu kullanıyormuş meğer. Türkiye'de eylül-ekim aylarından itibaren var. İyi de olmuş. Yandex aynı zamanda pazar payı anlamında dünyada 5.'dir. Biz neden hiç duymadık? Benim tahminim, kiril alfabesi. Kiril alfabesi kullanmayan ülkeler arasında ilk Türkiye'ye yatırım yapılmış. Dinamikleri güçlü, internet kullanıcısı bol, teknolojiye meraklı bir ülkeyi tercih etmişler, görünen o ki doğru bir seçim yapılmış.
Pazartesi, Mayıs 07, 2012
... demek?
Hastalık demek... Anneye ihtiyaç duymak demek. Birinin seni elinden tutup doktora götürmesini beklemek, anneyle babanın her beş dakikada bir ateşini ölçüp "yine düşmemiş çocukcağızın(!) ateşi" tepkilerini özlemek demek. Dünyanın bütün sorumluluklarından arınmak, haberleri takip etmemek, apolitik olmak ve yataktan hiç çıkmamak için harika bir bahane demek hastalık!
Cuma, Nisan 27, 2012
Kitaplar / İçimdeki Kalabalık
"Bütün çer çöpü süpürdüm yerden. Kalan derdi tasayı süpürmeye başladım arkasından. Ne zamandır aradığım küpe koltuğun altındaymış! Toz yumağıyla birlikte neredeyse atacaktım. Üfleyip hemen kulağıma taktım. Köşe bucağı iyice sildim. Baktım yetmedi, biraz daha süpürdüm. Cam parçaları, ekmek kırıntıları, kalp kırıkları, ölü böcekler, yalan dolan, yanmış kibrit çöpleri, katılaşmış gözyaşları doldu da doldu el kadar faraşa. Temizlik güzel şey! Camı açtım, hepsini hop diye dışarı atıverdim. Alt kattaki komşu çığlığı bastı. Çarşafları yeni yıkamışmış da, yeni asmışmış da, ne terbiyesizmişim de... Temizlik kovasındaki boz bulanık suyu da boca ediverdim çarşaflarının üzerine. Şimdi bağırsın bakalım.
Salı, Nisan 24, 2012
Kendimi aradım!
KimBurda? - Yeni nesil kişi arama motoru
Görüldüğü gibi bir isim yazıyorsunuz (şehir de isteğe bağlı) ve o ismin internetteki bilgilerine ulaşıyorsunuz. Onun hakkındaki haberler, onun blogları, videoları, fotoğrafları...
Görüldüğü gibi bir isim yazıyorsunuz (şehir de isteğe bağlı) ve o ismin internetteki bilgilerine ulaşıyorsunuz. Onun hakkındaki haberler, onun blogları, videoları, fotoğrafları...
Bu arada puanım 4.2'ymiş! iyi bir puan mı bilmiyorum :D
Bu küçük bir blog oldu, fırsat bulduğumda yine ilgimi çeken şeyler hakkında ayrıntılı yazılar yazmaya çalışacağım. Spoiler veriyorum :D Yandex ve Yandex'i farklı yapan özellikler hakkında yazacağım, görüşürüz!
Pazartesi, Nisan 16, 2012
New App / Akbank Cep Bütçem
Kişisel bütçe yönetimi için birçok uygulama var. Bunlardan en kullanışlısı, tasarımı da güzel olanı Akbank Cep Bütçem. Uygulamayı indirmek için Akbank müşterisi olmanız gerekmiyor.
Salı, Nisan 10, 2012
21-22 Nisan ACM Türkiye !
Merhabaa! Öncelikle kendimle direkt bağlantısı olan bir konu hakkında blog yazacağım için birazcık da olsa afalladım diyebilirim. Yine de, yazacağım! Güzel bir şeylerden daha bahsedeceğim size.
ACM Türkiye'den bahsetmeden önce ACM nedir kısaca?
"Association for Computing Machinery, kısaca ACM, bilgisayar bilimleri alanındaki en eski mesleki kuruluştur. 1947′de kurulmuş, günümüzde 80.000 üyeye ulaşmıştır. Mesleki akademik yayın ve toplantı faaliyetlerinin yanı sıra, dalın Nobel’i sayılan Turing Ödülü’nü veren kuruluş olarak da bilinir. Merkezi New York şehrindedir. Dünya genelini kapsayan üyelik sistemi ile bilişim teknolojisinin çeşitli alanları ile uğrasan profesyonellere ve öğrencilere kaynak sağlamaktadır." diyor Sefa Yılmaz (ACM Hacettepe Yönetim Kurulu Başkanı)
1 Film&1 Mektup / Şahane Misafir & Meral Okay
Son günlerde neler yapıyorum? Pek bir şey yapmamakla beraber hayattan çok zevk aldığım da söylenemez. Sanırım evimi özledim, bununla ilgili olabilir. Bir gün içerisinde birçok şey yapmak, okumak, birçok yeni şey öğrenmek beni mutlu ederken şimdi bütün gün yatakta kalabilmek için bahaneler üretip duruyorum.
Hayat normalde nasıl bilmiyorum. Benim bakış açımdan, çok zor. Belki de çok sakin biri olmalıyım, sakin bir iş seçmeliydim, huzurlu. Yok ama. Biraz rekabetin olduğu her yerde günler hızlı geçer. Çocukken gün içinde ne kadar sıkıldığımı hatırlıyorum. Diğer çocuklar gibi pek oyun falan da oynamazdım ben, sıkılırdım o yüzden. Şimdi de bazen sıkılıyorum, yaptığım bir şeyi severek yapmıyorum örneğin.
Her şeyi severek yapacağımız, her anı zevkle geçirebileceğimiz bir hayat mümkün müdür?
Perşembe, Nisan 05, 2012
Çarşamba, Nisan 04, 2012
Yeni bir yazı / Dijital Girişimcilere Küçük Bir Tavsiye
Merhaba! Açıkçası bu yazıyı akşam yapacak başka bir şey bulamayıp biraz blogger kimliğime bürünmek istediğim için yazıyorum. Ama "canım sıkıldı, oturuyorum, facebook'ta 1 yeni bildirim oleey" modunda bir yazı olmayacak. Yine dikkatimi çeken bir şeyden bahsedeceğim.
Salı, Nisan 03, 2012
I'm Googling Google
Dün bir yerde Google'ın en fazla geliri Apps'lerden kazandığını okumuştum, nedense çok yanlış hatırladığımı düşündüm şimdi. Bu bilgi doğru olmayabilir tam hatırlayamıyorum. Belki Google bile değildir! Her neyse hatırlayabilmek adına şöyle bir bakayım dedim.
Geçen ay Chip'te "Google: En Büyük Arayış" yazısını okumuştum. Hadi biraz bakalım neymiş.
Geçen ay Chip'te "Google: En Büyük Arayış" yazısını okumuştum. Hadi biraz bakalım neymiş.
"2003'ün ağustosunda
Pazartesi, Nisan 02, 2012
Kısa Kısa
Yaratıcılık üzerine
Aşağıda yazdığım sözler şu an okumakta olduğum yaratıcılık üzerine bir kitaptan beğenip seçtiğim sözler :)
"Her insanın genel düşünme yetilerinden biridir ve geliştirilebilir bir süreç"
Nesrin Kale
"Bilinci yoğunlaşmış insanın kendi dünyasıyla karşılaşması"
Rollo May
"Her insanın genel düşünme yetilerinden biridir ve geliştirilebilir bir süreç"
Nesrin Kale
"Bilinci yoğunlaşmış insanın kendi dünyasıyla karşılaşması"
Rollo May
Cumartesi, Mart 24, 2012
Kısa film mi dedin?
Gördüğüm bir kısa film günüme güzel başlamamı sağladı. Yaptığım harika kahvaltının da etkisi var tabi :P Blogumda da paylaşmak istedim. İki sebepten dolayı: Belki birilerinin daha günü güzel başlar, ilk sebep. İkincisi ise biraz daha katma değeri olan bir amaç sanırım.
Perşembe, Mart 22, 2012
Şu sıralar ben..?
Şu sıralar ben...?
Kanat küpelere bayılıyorum.
Hızla büyüyen emlak şirketi McGrath'in öyküsünü okuyorum. John Mcgrath harika bir iş adamı, kendini geliştirmeye çalışırken kurduğu düzenli hayat ve yazdığı onlarca liste, şirketi için de etkili oluyor. Kitapta küçük küçük stratejiler var, meraklılar için.
Blogger olmaya çalışıyorum. Defalarca blog yazmaya çalışmıştım ama sürekliliği sağlayamadım. Şimdiyse, bir şeyler yapmaya ve bunları yazmaya çalışıyorum. Bu hem
Salı, Mart 20, 2012
Servis Projesi - 1
Bir projenin gerekli olduğu durumlar vardır. Çevrede görülen sorunlar, geliştirilmeye muhtaç sistemler olabilir. Bu durumlarda projeler, iyi fikirler, talepler devreye girer. Benim fikrim veya projem ne kadar iyi bunu şu an kestiremiyorum.. Zamanla sonuçlarını aldıkça ne kadar iyi olduğunu göreceğiz.
Bir Sorun Var!
Bir Sorun Var!
Cuma, Mart 16, 2012
Kısa kısa
- Bir şeyler yazmak istiyorum fakat yazamıyorum. Bir şey yazmıyorum çünkü bir şey yapmıyorum gibi bir durum da söz konusu değil. Zaman şu sıralar çok hızlı geçiyor.
- Mehmet Akalın onu diğerlerinden ayıran şeyin yaratıcılığı olduğunu söyledi. Klişe bir anlatıma gitmekten korksa da sonuç olarak "yaratıcılık" diyor Mehmet Bey.
Pazar, Mart 04, 2012
Haftasonum ?
Bu hafta sonu yaşadığım harika deneyimin adı, Yönet'12.
Bu etkinlik Ankara'da çok şık bir otelde (Otel Dedeman) Bilkent Mühendislik Topluluğu tarafından gerçekleştirildi.
Bu etkinlik Ankara'da çok şık bir otelde (Otel Dedeman) Bilkent Mühendislik Topluluğu tarafından gerçekleştirildi.
Pazartesi, Şubat 20, 2012
Sensiz olmaz
Bazen şimdi olduğu gibi bütün kimliklerim yere düştüğünde tek bir kimlik kalıyor; romantik, hassas, çocuk. Kendi başıma kaldığımda belki.
Hayatın akışı içinde unuttuğum bu yanımı hatırlatıyor bana şarkılar, öpüşler, dokunuşlar. Sonra tekrar unutuyorum. Hep unutmak üzere unutuyorum.
Hayatın akışı içinde unuttuğum bu yanımı hatırlatıyor bana şarkılar, öpüşler, dokunuşlar. Sonra tekrar unutuyorum. Hep unutmak üzere unutuyorum.
Duygusallık denmez ama belki, ruh halleri diyelim. Onlar o kadar içime sinmedi, o kadar olmaması gereken şeylermiş gibi geldi ki. Sakladım derinlere. Tek bir ruh hali kalması için: Mükemmel. Mükemmel gülümseme, mükemmel sabah, mükemmel ruh hali, mükemmel mutluluk. Halbuki ne kadar uçta yaşarım bütün duyguları. Ben ne kadar mükemmel üzülürüm, gülerim çok içimden gelerek veya mükemmel bir yalnızlığın içinde bulurum kendimi. Mükemmel boşluklar yaşarım. Anlamsızlıkları, belirsizlikleri mükemmel bilirim.
Sonra işte,
Unuturum hepsini.
Pazar, Şubat 19, 2012
Pazar, Şubat 12, 2012
Merhabaa !
"Toronto Film Festivali'nde görücüye çıkan Utanç/Shame, cinselliğin merkezde olduğu bir New York draması olarak niteleniyor.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)


























