Salı, Nisan 10, 2012

1 Film&1 Mektup / Şahane Misafir & Meral Okay



Son günlerde neler yapıyorum? Pek bir şey yapmamakla beraber hayattan çok zevk aldığım da söylenemez. Sanırım evimi özledim, bununla ilgili olabilir. Bir gün içerisinde birçok şey yapmak, okumak, birçok yeni şey öğrenmek beni mutlu ederken şimdi bütün gün yatakta kalabilmek için bahaneler üretip duruyorum. 


Hayat normalde nasıl bilmiyorum. Benim bakış açımdan, çok zor. Belki de çok sakin biri olmalıyım, sakin bir iş seçmeliydim, huzurlu. Yok ama. Biraz rekabetin olduğu her yerde günler hızlı geçer. Çocukken gün içinde ne kadar sıkıldığımı hatırlıyorum. Diğer çocuklar gibi pek oyun falan da oynamazdım ben, sıkılırdım o yüzden. Şimdi de bazen sıkılıyorum, yaptığım bir şeyi severek yapmıyorum örneğin.


Her şeyi severek yapacağımız, her anı zevkle geçirebileceğimiz bir hayat mümkün müdür?




Bu en son izlediğim film, Ferzan Özpetek'in Şahane Misafir'i. Filmin en çok aklımda kalan sahneleriyse, Yusuf'un(Cem Yılmaz) ağladığı sahne ve son sahne, evdeki misafirlerin tiyatro sahnesine çıkıp oyunlarını oynadıklarında Pietro'nun yüz ifadeleriydi.




Filmde Sezen Aksu'dan müzikleri dinleyince, Cem Yılmaz'ın güzel oyunculuğunu görünce çok mutlu oldum. 





Bu da, Meral Okay'ın eşi vefat ettikten sonra yazdığı bir mektuptan alıntı. O kadar güzel yazmış ki, duyarsız kalamadım.


"(...) Bugün eksik olan ne? Bu topraklarda aşk ve mutluluk kutsanmaz, ayrılık ve acı kutsanmıştır. Birlikteliklerdeki tutku kutsanmaz da, ayrılıktaki tutku kutsanır hep. Yaralarıyla mutlu olmaya daha yatkın bir kültüre aitiz biz. 
 
Öyle kadınlar ve erkekler tanıyorum, risk almıyorlar. Aşk emniyetli bir şey değildir. Emniyetli olan sevgidir. Aşk ehlileşmez, sakinleşemez. Öyle olursa akraba olursunuz. 
 
Bir de aşık olunacak mecra kalmadı. Artık ortak alanları paylaşmıyoruz. Bizim agoramız yok artık. Herkes kendi bacağından asılmak isteyen koyun tarifinde. 
 
Bu hem maddi hem manevi bir şeydir. Gelir, böyle adamı aşkta da emniyet arayan birine dönüştürüverir. Herkes kendi kişisel başarı öyküsünün peşinde. Belki de biz herkes için daha adil, daha vicdanlı daha temiz bir dünyanın düşünü paylaştığımız için başkalarıyla da bir arada durmanın ne kadar zenginleştirici bir şey olduğunu biliyorduk. 
 
Şimdi bu duyguların esamesi okunmuyor. Yoksullaşmamız sadece ekonomik anlamda olmadı. Duygusal anlamda, dayanışma anlamında birbirimizin yaralarına bakma konusunda da yoksullaştık. Şimdi empati denen modern kavram var ya, biz onun ağababasını tanıyan ve buna içerilmiş bir dünyadan geldik buralara. 
 
Dizilerdeki aşık olma süreci o kadar uzun ki, öncelikle bu rasyonel değil! Aşk çok ani, hızlı ve genellikle beklenip, tasarlanamayan bir şeydir. Kafana bir taş düşer, neye uğradığını şaşırırsın. Ve bunun aşk olduğunun da sonradan adını korsun. İrrasyonellik sadece bu değil, bir de dizi karakterlerinin çok ön hazırlığı var aşık olmak için. Halbuki, hayatta böyle değildir, aşk tasarlanılan ve ön hazırlığı yapılabilen bir şey değildir. 
 
Eskinin, hani o dalga geçilen mantık evliliklerinde bile, bugünkü hesaplılıktan daha çok aşk vardı diyesi geliyor insanın. Ali Poyrazoğlu dedi, ’Aşk bir kör atlayıştır.’
 
İnsanların birbirleri için ’sağlama’ yapacakları alanlar kalmadı. Modern hayatlar ve modern zamanlarda böyle bir şansı yoktur insanın. Son bir aydır, ’Ben aslında duyguları olan iyi bir insanım’ mesajını, ben şu cümleyle alıyorum.
 
- Babam ve Oğlum’u gördün mü?
 
- Hee gördüm
 
- Ağladın mı?
 
- Sana ne?
 
Yani ben de duyarlıyım ve iyi bir insanım. Bu arada, ben de filmi seyrettim. Yeri gelmişken ve sabah seansında katılarak ağladım ama bu soruları soran insanlarla o kadar ayrı şeylere ağladık ki. 
 
Benim o filmde yandığım, bu ülkenin o temiz çocuk yürekli insanlarının, bu ülke tarafından nasıl da kırıldığını, nasıl da örselendiklerini, onurlarıyla ekmekleriyle nasıl da oynandığını gördüğüm için bu uğurda yiten, onulmaz acılar çeken insanlarımızı hatırlayarak ağladım. 
 
Belki de bugünkü aşksızlık hâli de, o dönemlerin ürünüdür diyeceğim ama aşk bunların hepsinin üzerinden atlayabilecek bir şey olmalı... "

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder