"Adam bunu kraliçenin yüzüne söyleyemezdi tabii, Kraliçe bunu fark etti, fakat okumaya devam ettikçe, insanların bu kadar gözünü korkutmuş olmasına giderek daha çok üzüldü ve keşke, özellikle yazarlar, daha sonra yazacakları şeyleri bana söyleyecek cesareti bulabilseler dedi kendi kendine. Öte yandan, fark ettiği başka bir şey de kitapların insanı nasıl diğer kitaplara yönlendirdiği, yöneldiği her yerde birbirinin ardına kapıların açıldığı ve günün, onun okumak istediği şeylere yetecek kadar uzun olmadığıydı.
Ve pişmanlık da vardı ve kaçırmış olduğu bir sürü fırsat yüzünden çekilen üzüntüler de. Henüz çocukken, Masefield ve Walter de la Mare'yle tanışmıştı(...) Ve onlara söyleyecek bir şey bulamamasının nedeni, kendisinin o zamanlar onların yazdığı şeyleri pek okumamasıydı ve doğal olarak, onlar da ona onun ilgisini çekecek pek bir şey söylememişlerdi. Ne yazık.
Bundan Sir Kevin'e söz etmek gibi bir hata yaptı.'Ama hanımefendiye bu konuda brifing verilmiş olsa gerek, öyle değil mi?''Elbette,' dedi Kraliçe, 'ama brifing, okumak değildir. Aslında, okumanın antitezidir. Brifing kısa ve özdür, gerçeklere dayalıdır ve tam yerindedir. Okumaysa düzensizdir, daldan dala konar ve sürekli davetkardır. Brifing bir konuyu kapatır, okumaysa açar''Majesteleri'ni, ayakkabı fabrikasına ziyaret konusuna döndürebilir miyim acaba?' dedi Sir Kevin.'Bir dahaki sefere,' dedi Kraliçe lafı kısa keserek. 'Kitabımı nereye koydum?'"

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder