Cuma, Ağustos 31, 2012


İnsanlar hep potansiyellerini gerçek anlamda ortaya çıkaramadığından yakınıp durur.

"Aslında sınavlarım iyiydi, LYS'de heyecan yaptım yoksa daha iyi bi yerdeydim."

"Hiç çalışmadım, yoksa ben çok zekiyim."

"Hep şanssızlık oldu, şu an o yüzden mesleğimi yapmıyorum. Şansım biraz daha iyi gitseydi..?"

"Ah şimdiki aklım olsa.."

Çok sıkıcı bunlar. Hı hı ergen tavırlar içerisine girdim. Ama ciddiyim, zaman böyle geçmiyor ve bir potansiyel varsa bu asla kaybolmaz. Şansınızı da kendiniz yaratın. Yeni yetme bir mühendis adayından kötü tavsiyeler, işe yaramaz tavsiyeler olabilir. Hangi hayatı yaşamak istiyorsanız yarın uyanınca kafanızı değiştirin ve yeni hayatınıza başlayın. Potansiyel varsa kaybolmaz, yoksa yaratın.

Şikayet etmeyi bırakıp elinizdekilerden maksimum kazancı elde edin. Tabii istiyorsanız bunu.

Peki, neden Monsters filminin bir karesini koydum? Çünkü izlediğim en güzel animasyondu son zamanlarda ve bayıldım! :D



P.S: Robotlar da çok güzel.

Çarşamba, Ağustos 08, 2012

Kitaplar / Alıntılar





Şu sıralar okuduğum kitaptan dolayı psikolojiye olan merakım bir kez daha nüksetti. Ayrıca şu an yanlış bir meslek seçtiğimi düşünüyor olsam, seçmem gerektiğine inandığım bilim psikoloji olacaktı.

Kitap duygusal zeka hakkında. Yalın bir dille, tarih içerisinde sayısal zekanın insanı açıklamakta nasıl yetersiz kaldığından ve duygusal zekanın kendini ortaya çıkardığından bahsediyor. Beni böyle kitaplar okumaya yönelten, biraz da sosyal anlamda beceriksizliğimdir.

İlgimi çeken iki paragrafı alıntılayacağım.

" (Bebeklikten bahsediyor.) ... Bu ilk duygusal anılar bebeğin yaşadıklarını henüz dile getiremediği bir dönemde yerleştikleri için, ileride çağrıştırıldıklarında bize hakim olan tepkiyi ifade edecek geçmiştekine benzeyen bir düşünce kümesi yoktur. Duygusal patlamalarımızın bizi o kadar şaşırtabilmesinin bir nedeni de, çoğu zaman, her şeyin karmakarışık olduğu ve olayları anlayabilmemizi sağlayacak sözcüklerden henüz yoksun olduğumuz erken bir dönemden kaynaklanmalarıdır. O karmaşık duygulara sahip olabiliriz, ama onları oluşturan anıları ifade edecek sözcüklerimiz yoktur. "

Bu paragraf bi türlü doğru ifadeyi bulamadığımız, dilimizin tutulduğu anların belki de bebekliğimizden geliyor oluşundan bahsediyor. Oldukça ilgimi çeken bir şeydi.

" İnsanlığımız en çok duygularımızdan belli olur; Data (Star Trek karakteri :D ) çok önemli bir eksiklik olduğunun bilinciyle, hissetmeye çalışır. Arkadaşlık, sadakat arayışındadır, tıpkı Oz Ülkesinin Büyücüsü'ndeki Teneke Adam gibi, onun da kalbi yoktur. Duyguların getirdiği şiirsellikten yoksun olan Data, mükemmel bir teknikle müzik parçaları çalabilmekte, şiir yazabilmektedir, ancak bunların tutkusunu hissedemez. "