Çarşamba, Ağustos 08, 2012

Kitaplar / Alıntılar





Şu sıralar okuduğum kitaptan dolayı psikolojiye olan merakım bir kez daha nüksetti. Ayrıca şu an yanlış bir meslek seçtiğimi düşünüyor olsam, seçmem gerektiğine inandığım bilim psikoloji olacaktı.

Kitap duygusal zeka hakkında. Yalın bir dille, tarih içerisinde sayısal zekanın insanı açıklamakta nasıl yetersiz kaldığından ve duygusal zekanın kendini ortaya çıkardığından bahsediyor. Beni böyle kitaplar okumaya yönelten, biraz da sosyal anlamda beceriksizliğimdir.

İlgimi çeken iki paragrafı alıntılayacağım.

" (Bebeklikten bahsediyor.) ... Bu ilk duygusal anılar bebeğin yaşadıklarını henüz dile getiremediği bir dönemde yerleştikleri için, ileride çağrıştırıldıklarında bize hakim olan tepkiyi ifade edecek geçmiştekine benzeyen bir düşünce kümesi yoktur. Duygusal patlamalarımızın bizi o kadar şaşırtabilmesinin bir nedeni de, çoğu zaman, her şeyin karmakarışık olduğu ve olayları anlayabilmemizi sağlayacak sözcüklerden henüz yoksun olduğumuz erken bir dönemden kaynaklanmalarıdır. O karmaşık duygulara sahip olabiliriz, ama onları oluşturan anıları ifade edecek sözcüklerimiz yoktur. "

Bu paragraf bi türlü doğru ifadeyi bulamadığımız, dilimizin tutulduğu anların belki de bebekliğimizden geliyor oluşundan bahsediyor. Oldukça ilgimi çeken bir şeydi.

" İnsanlığımız en çok duygularımızdan belli olur; Data (Star Trek karakteri :D ) çok önemli bir eksiklik olduğunun bilinciyle, hissetmeye çalışır. Arkadaşlık, sadakat arayışındadır, tıpkı Oz Ülkesinin Büyücüsü'ndeki Teneke Adam gibi, onun da kalbi yoktur. Duyguların getirdiği şiirsellikten yoksun olan Data, mükemmel bir teknikle müzik parçaları çalabilmekte, şiir yazabilmektedir, ancak bunların tutkusunu hissedemez. "




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder