Pazartesi, Mayıs 07, 2012

... demek?




Hastalık demek... Anneye ihtiyaç duymak demek. Birinin seni elinden tutup doktora götürmesini beklemek, anneyle babanın her beş dakikada bir ateşini ölçüp "yine düşmemiş çocukcağızın(!) ateşi" tepkilerini özlemek demek. Dünyanın bütün sorumluluklarından arınmak, haberleri takip etmemek, apolitik olmak ve yataktan hiç çıkmamak için harika bir bahane demek hastalık!


Üniversite şenliği demek... Tamamen sana kalan bir şey. Hiç dinlemediğin bir rock grubunun her şarkısında eğlenmek, yanındaki iki kız arkadaşınla ölesiye dans ederken diğer kız arkadaşının "Ben bu müziği dinlemem ki. Sıkıldım." tepkilerini ve konserin ortasında telefonundan haberleri okuduğunu görüp eğlenmektir.

Kız kıza demek... Konserde bir kişiye sarılmayacaksın, birkaç kişiye sarılacaksın! Avazın çıktığı kadar bağıracaksın! Güleceksin! Çok eğlenirken çektirdiğin fotoğrafın aslında hiç güzel çıkmadığını fark edip yine de eğlenmeye devam edeceksin demek. Ergen kız arkadaşının her şarkıda sevdiği çocuğu bulup o konuyu göndermeler yapan bakışlarına "Birgün atlatacak" diye iç geçireceksin! Öpüşüp koklaşan çiftleri görüp de uzaktaki sevgilisini düşünen kız arkadaşını arada bir teselli edeceksin! Bunlar tek bir şarkının sonunda sadece 1 dakikada olup bitecek sonra yine şarkılara devam edeceksin. Yine, yine, yine...

Işıklar demek... Gözlerim hep onlarda demek. Sahneden gökyüzüne uzanan ışıkların beyazları, morları, birbirlerine karışıyor. Gözlerimi alıyor. Bir sürü insan, tanımadığım... Hayatım gibi, tanımadığım insanlarla dolu her yer. Işıklar, güvendiklerim, içleri görünüyor hep. Birbirlerine sınırları yok, karışıyorlar; renkleri yok, değişiyorlar.

Like a boss demek... Ben her kalabalığın sonunda böyle gelip yalnız kalacağım, bir şeyler düşüneceğim, yazacağım, söyleyeceğim veya hiç söylemeyeceğim demek:D Like a boss durumunu tamamlamak ve ne kadar boss olduğumu göstermek adına şu da "Bugünümüz" e gelsin bakalım. Hepimize iyi hayatlar, görüşürüz.




Not: Tabiki bu yazı bu kadar değildi. Ben bu yazıyı yazdıktan sonra yaşananlar... Hayatımın en korkunç anlarıydı.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder