Cumartesi, Ocak 19, 2013

3 olay


Bu yazıyı hemen! yazmam gerekiyor içim kıpır kıpır.

Öncelikle nereden başlasam. Şu anda anlatmam gereken 3 olay var. "Starbucks Tunalı" , "Buluşma" ve son olarak "Rüya" diyelim bu 3 konuya. Sondan başa doğru anlatacağım. Birinci konumuz Starbucks Tunalı olacak. Ve bir telefon görüşmesi:

- Merhaba, Tunalı Starbucks mı?
- Evet buyrun.
- Iıımm. Şimdi şöyle ki... Biraz ilginç olabilir ama sizin bir panonuz var değil mi? Gelenlerin anılarını yazıp kimlerle falan geldiklerini yazdıkları ve astıkları?
- Evet hanfendi noldu siz de mi yazmak istiyorsunuz?? :D
- ?!?!? Hayır.
- Şaka yapmıştım.

Bu hikayenin birinci kısmıydı evet. Diğer bir kısma yani "Buluşma"ya geçiyorum.

Benim en kötü dersim kimyadır. Bir türlü anlamam. Tabii bunun nedeni lise 1 ve 2'de dünyanın en kötü kimyacılarının dersime girmesi de olabilir. Bir tanesi vardı ki... Sarı saçlı, bağırtkan yani böyle tiz sesli, minik, ufak tefek ilginç bir kadın. Bırakın derste ne dediğini anlamak, normalde konuşurken bile sesinden anlaşılmıyordu hiçbir kelimesi. Neyse konumuza dönelim ben bir kimya kursuna gittim. Orada tanıştığım arkadaşlarımla birbirimizi bu kadar çok seveceğimizi bilmiyordum tabii ki. Enerjilerimiz öyle iyi tuttu ki. Aradan bir yıl geçti ve biz artık üniversiteli gençler olarak bir de Ankara'da buluştuk bu kurs ekibi. Çok sevdiğim arkadaşım Burak'ın Eskişehir'den gelmesi bizi hızlıca bir araya getirdi. Geldik. Herkes de çok tatlıydı. Ben birini görene kadar onu ne kadar özlediğimi asla fark etmem. Yemek yemem gibi bu da. Yemeği görene kadar asla acıktığımı anlamıyorum, aklıma bile gelmiyor :) Sınırlıydı zamanımız. Burak hızlı trene, Itır büyükannesine, ben sevdiceğimle gideceğim bir konsere, Burcu.. Burcu'nun yapacak bir şeyi yoktu sanırım o gün (Bütün gün alışveriş yapınca akşama yapacak bir şey kalmamış olabilir:D) Ben Acp70 (sevdiceğim) ile konsere gitme zamanını geciktirmeye çalışıp birazcık daha arkadaşlarımın yanında kalmaya çalışırken sandalyemin yanında iki ayak belirdi. Başta bu adam niye burda duruyor tam yanımda, diye yadırgamaya başlamıştım ki, o adamın yüzüne bakınca Acp70 olduğunu fark ettim :) Bu ayrıntı anlatınca öyle çok özelliği olan bir anı değil bence, ama yaşarken Acp70 beni çok çok mutlu etmişti. Her zaman yaptığı gibi. Sonra biz herkes bir aradayken, Starbucks'ın panosuna asmak için bir peçete üzerine bir şeyler karaladık. Burak Eskişehir'den geldi, Burcu şunları şunları yapıyor vesaire gibi. Şu an o peçete bir hayal olduğu için hiç hatırlamıyorum neler yazdığımızı. En sonunda arkadaşlarım peçetenin üzerine öyle bir şey yazdılar ki, ne unutabilirim ne de inkar edebilirim artık :) O peçetenin üzerine benim hakkımda yazılan şey tam olarak şuydu:

"Sinem hayatının aşkı Alper'i buldu."

O anda Acp70 ile daha bir veya iki aylık bir ilişkimiz vardı ve böyle hayatının aşkı, of aşık oldum öldüm bittim olaylarına tamamen karşı biri olarak, bunu yazan kişiye "yaa öyle demeyin" falan şeklinde serzenişlerde bulundum. Harika bir akşam bitti bu şekilde.

Son olay da, "Rüya".

Acp70 ile tanışmadan önce, bir rüya gördüm ve tam olarak hayatımın aşkının Acp70 olduğunu söyleyen bir rüyaydı. 2 ay sonra tanıştık. 2 ay sonra ilk kez buluştuk. 2 ay sonra bu olay oldu.


Bugün bu olayın üzerinden hemen hemen 1,5 yıl geçti.

O yukarıda yazdığım telefon görüşmesi, hayatımın aşkına o peçeteyi bulmak ve arkadaşlarımın ilerigörüşlülüğünü göstermek amacıyla yapılmış ve ne yazık ki başarıya ulaşamamış bir telefon görüşmesidir.


Peçeteli sürprizimi yapamadım. Peçeteyi bulamadım, ama O'nu... Buldum :)







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder